| TBMM anayasa Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu, anayasa değişikliğine ilişkin, ''anayasa değiştirme konusu Meclis'in elinde hukuken var ama fiilen yok'' dedi.
Kuzu, İstanbul Aydın Üniversitesi Florya yerleşkesinde ''Türkiye'in anayasa Değiştirme Sorunu'' konulu bir konuşma yaptı. Bugüne kadar yapılan anayasaların yapım süreçlerinde milletin olmadığını anımsatan Kuzu, sadece Atatürk dönemindeki anayasaların Kuvayi Milliye ruhuyla yapılmış olduğunu anlattı.
1961 ve 1982 anayasalarının ''darbe'' anayasası olduğunu vurgulayan Kuzu, anayasa'nın önemli bir metin olduğunu ve gelişmiş ülkelerde anayasaların kısa metinlerden oluştuğunu hatta İngiltere'nin hiç anayasası olmadığını, gelişmekte olan toplumların ise çok geniş kapsamlı metinler hazırladığını söyledi.
Az maddelik anayasa yaparak gelişmiş bir ülke olunamayacağını belirten Kuzu, gelişerek maddelerin azalacağını kaydetti.
Burhan Kuzu, Türkiye'de anayasaların hep olağanüstü hallerde yapıldığını ve şu anda olağanüstü haller olsa da yeni anayasa yapmak konusunda ısrarcı olunması gerektiğini dile getirerek, günümüzde yeni bir anayasa meselesinin var olduğunu, bunun için de konsensüs gerektiğini ancak buna ulaşılamadığını ve muhalefetin sürekli masadan kaçtığını belirtti.
Kuzu, ellerinde TÜSİAD, TOBB gibi sivil toplum kuruluşlarının hazırladığı anayasa metinleri bulunduğunu da anımsatarak, geniş bir katılımla anayasa yapmanın mümkün olduğunu söyledi.
-''GÖNLÜMÜZDEN GEÇEN...''-
''Gönlümüzden geçen sıfırdan yeni bir anayasa yapmaktır'' diyen Kuzu, değiştirmekten anayasanın ''yamalı bohça'' ya döndüğünü ifade etti.
Yeni bir anayasa yapılamıyorsa değiştirmenin mümkün olduğunu vurgulayan Kuzu, 2007 yılında sıfırdan bir anayasa yaptıklarını ancak gelen tepkiler nedeniyle gerginliği tırmandırmamak için geri adım attıklarını anlattı.
Kuzu, anayasa'da 177 madde içinde 16 kez değişiklik yapılarak 89 maddenin değiştirildiğini hatırlatarak, değişim yapmanın da bazen tek başına yetmediğini, uygulanmasında da sıkıntılar yaşanabildiğini söyledi.
Gündemde yeni bir anayasa yapmaktan ziyade mini bir paketle değişikliğin söz konusu olduğunu belirten Kuzu, bu değişikliklerin içinde HSYK'nın yeniden oluşumu konusunun var olduğunu kaydetti.
Yargının ''bağımsızlık yok'' diye şikayet ettiğini de anımsatan Kuzu, gelişmiş batı ülkelerinde HSYK türü oluşumların çoğunluk üyelerini parlamentolarının seçtiğini ve yargıçların bağımsızlıklarından da bir şey kaybetmediklerini anlattı.
Kuzu, ''egemenlik milletindir'' sözüne atıfta bulunarak, ''İtiraf ediyorum, egemenlik milletindir. Ama nasıl kullanılıyor? Yetkili organlar eliyle... Bunlar kimdir? Yasama, yürütme ve yargı. Türkiye'deki tablo ise öncelikle bu yetkiyi yargı, askeri ve sivil bürokrasi, basın ve üniversiteler kullanıyordu. Kalanını da vekiller...Biz bu çarpık yapıyı değiştirmeye çalışıyoruz'' diye konuştu.
-''YARGI MUTLAK BAĞIMSIZ''-
Kuzu, Türkiye'de yargının mutlak bağımsız olduğunu, sorunun yargının kendi içindeki düzenden kaynaklandığını söyledi.
Yargının siyasi baskı altında olmadığını ancak bağımsız olması gereken yargının siyasetin içine çok fazla girdiğini kaydeden Kuzu, bazı yargıçların kendi eğilimlerini kapının dışında bırakmadan karar alabildiğini belirtti.
Kuzu, bu dönemde ''bağımsız yargıya müdahale var'' diyenlerin 28 Şubat sonrasında Genelkurmay'dan otobüslerle gidip brifing aldıklarını ifade etti.
Yargının siyasetin içine çok girmesinin ülkeyi ''yargıç devleti ve hakimler hükümetine'' götüreceğini savunan Kuzu, ''Bunların siyasiler gibi hesap verme derdi yok. Ben bir yanlış yaptığım zaman millet sandıkta hesabını soruyor'' dedi.
Siyasi partilerin kapatılması konusuna da değinen Kuzu, Türkiye'de bu konuda çok aşırı bir uygulamanın var olduğunu ve yeni değişiklikle Venedik kriterlerini getireceklerini söyledi.
Kuzu, anayasa değişikliği paketinde kadın hakları, çocuk hakları, memurlara toplu iş sözleşmesi ve grev hakkı ile HSYK ve YAŞ kararlarını yargı denetimine açma konusunun da yer aldığını anlattı.
Burhan Kuzu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''anayasa değiştirme konusu Meclis'in elinde hukuken var ama fiilen yok. anayasa ile ilgili 10-12 maddelik bir paket düşünülüyor, muhalefet destek vermiyor. O zaman referanduma gidilecek. Değişiklik referanduma gitse de anayasa Mahkemesi'nin denetimine tabi. Bu durumda yapacağımız paketin de akıbeti hayrola.''
-SORULAR-
Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Kuzu, Danıştay'ın katsayı kararına ilişkin soru üzerine, bu kararda Danıştay'ın YÖK'ün yerine karar vermesini eleştirdiğini söyledi.
Bir öğrencinin ''(AK Parti 28 şubat postmodern darbesinin bir ürünüdür) yorumuna katılıyor musunuz?;; sorusu üzerine de Kuzu, şöyle dedi:
''AK Parti'nin postmodern darbe olan 28 Şubat'ın ürünü olduğu doğrudur. Şu anlamda doğrudur. Demokrasiye müdahale edersen, adama böyle yaparlar. O anlamda doğrudur. 27 Nisan bildirisini yaptın, yüzde 47 aldık bu da doğrudur. Demek ki siyasete karışmayacaksın kardeşim. Kendi işine bakacaksın. Mesele burada. Zaten siyasetçinin ipini dürecek olan millettir. Bu millet siyasetçiyi alır, partisini dehlize atar, kimse de oradan bir daha çıkaramaz. Bırakın milleti kendi haline. İkide bir de çomak sokarcasına müdahale edilen demokrasinin her tarafı delik deşik oldu. Efendim postmodern darbe sonucu iyi midir? Netice itibariyle, düzgün gitmiş olsaydı olmazdı, 'iyi ki demek ki oldu' diyorsun, AK Parti gibi fevkalade icraat yapan bir parti geldi, belki Türkiye'nin hayrına oldu. Bazen şerden hayır doğar da onun için bunu söylüyorum.''
-MECLİS VE anayasa-
Bir başka soru üzerine de Burhan Kuzu, kendilerine en ağır gelenin ''Bu meclis anayasa yapamaz, yapmamalı'' yorumu olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
''Niye? Şunu deseler normal. Daha geniş bir katılım olsun, konsensüs olsun,. Hep beraber olalım. Üniversiteler de işin içine girsin, sivil örgütlerde bulunsun. Bunlar başımızın tacı. Ama 'Bu meclis anayasa yapamaz, çünkü bu Meclis, Kurucu Meclis değildir' dendiği an işte o zaman millete korkunç bir tokat atılmış oluyor. Nedir o tokat? Bu Meclis anayasa yapamaz, Kurucu Meclis yapar. Sorduğun zaman ne zaman olur? Darbe zamanlarında ya da yeni bir devlet kurulumunda. Yeni devlet kuramayacağımıza göre, bir tek elimizde darbe kalıyor. Darbe dönemi dışında yapamayacağından eğer yeni bir anayasayı kurucu meclis yapar derseniz o zaman da bizim elimizde bir tek darbe duası kalıyor başka bir şey de yok. 'Allahım bir darbe gönder anayasa yapacak kadar olsun. O da başımıza bela olmasın çeksin gitsin' Böyle bir şey olabilir mi yani? İş gelip oraya dayanıyor maalesef. Dolayısıyla bu Meclis anayasa yapar. Bal gibi de yapar, yapmalı da doğrusu. Evvela buna destek olmamız lazım. Sivil Meclis anayasa yapmazsa demek ki darbe dönemi anayasası iyidir, devam edeceğiz. Böyle bir şey olabilir mi? Bugünkü gelinen çıkmaz bu. Asıl sorun burada düğümleniyor. Siz yüzde 47 ile gelmişsiniz, anayasa yapmaya kalkıyorsunuz. 'Hukuken yapamazsın' diyorlar. Buna kimse inanmaz, doğru da değil zaten. Biz bu bakımdan inşallah referandumu da göze alarak bir şeyler getireceğiz. Milletin sağ duyusuna güveniyoruz. Daha önce de cumhurbaşkanlığını halka seçmeye getirdik. O zaman da muhalefet 'hayır oyu verin' diye sokaklara döküldü ama yüzde 70 'evet' oyu verildi. Buna da öyle vereceklerdir. Bu millet kendi kararını kendi versin.'' Kaynak: Lifeinbursa.com
|