| TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, yaptığı bir konuşmasında vizeler ile ilgili ''Avrupa Toplulukları Adalet Divanı'nın Türk vatandaşlarına yönelik olarak uygulanan vizenin, hukuka aykırılığını, açıkça ortaya koydu'' dedi.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Odalar Birliği olarak vize sorununun gündeme taşınması, tartışılması ve gündemde tutulması yönünde çaba sarf ettiklerini söyledi.
TOBB ile İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) tarafından yürütülen ''vize Şikayet Hattı'' projesi kapsamında hazırlanan rapor, Odalar Birliği Merkezinde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı.
Toplantıda bir konuşma yapan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, AB üyesi ülkelere girişte Türk vatandaşlarına uygulanan ''vize alma mecburiyeti''nin 1980 yılında başladığını hatırlatarak, bu tarihten itibaren vize alma sürecinde Türk vatandaşlarının karşılaştığı sorunları bildiklerini çünkü bu sorunları ya kendilerinin, ya çok yakınlarının, ya da işyerlerindeki çalışanlarının yaşadığını ve yaşamaya devam ettiğini anlattı.
Türkiye ile AB üyesi ülkeler arasındaki ticari, ekonomik, eğitim ve siyasi ilişkiler yoğunlaştıkça, sorunun etki alanının da genişlediğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, vize uygulamasının ortaklık anlaşmalarından kaynaklanan haklarla çeliştiği için de yargının konusu haline gelmeye başladığını söyledi.
TOBB olarak vize sorununun gündeme taşınması, tartışılması ve gündemde tutulması yönünde çaba sarf ettiklerine işaret eden Hisarcıklıoğlu, bilindiği gibi Avrupa Toplulukları Adalet Divanı'nın ''Soysal Davası'' kararıyla, hizmet ticareti çerçevesinde, Türk vatandaşlarına yönelik olarak uygulanan vizenin, ortaklık hukukuna aykırılığını, açıkça ortaya koyduğunu kaydetti. ''O halde bu kararın gereğinin süratle yerine getirilmesini beklemek de bizim hakkımızdır'' diyen Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:
''Bakın, işadamımız, çalışanımız, bilim insanımız, araştırmacımız, öğrencimiz, medya mensuplarımız ve sanatçılarımız mağdur durumda. İş adamlarımızın malları serbestçe AB üyesi ülkelerin piyasalarına girerken, kendileri veya çalışanları, iş amacıyla seyahat etmekte zorlanıyor. Bazen vize alamıyor, bazen de vizeyi zamanında alamadığı için iş görüşmesini kaçırıyor. Bu noktada, Türk girişimcileri ve onların profesyonel çalışanları için, adeta bir tarife dışı engel söz konusudur.
Bunun yanı sıra, vize uygulaması zaman zaman neredeyse insanlık onurunu rencide eden noktalara varıyor. Kişisel mağduriyetlere neden oluyor. Türkiye ile AB arasındaki sivil toplum diyaloğunun güçlendirilmesi hedefini zora sokuyor. Kaldı ki 'vizesiz Avrupa' sloganından hareketle Avrupa Birliği, Sırbistan, Karadağ ve Makedonya vatandaşlarına çok kısa bir süre sonunda vize muafiyeti hakkı tanıdı. Oysa, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri, neredeyse yarım asra dayanmaktadır. Diğer ülkelere tanınan hakkın, vatandaşlarımıza tanınmaması, hatta mevcut durumu daha da zorlaştırmaya dönük uygulamalarda bulunulması, halkımızda, 'haksızlığa' ve 'ayrımcılığa' uğrandığı duygusunu geliştirmektedir.''
Hisarcıklıoğlu, TOBB, İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ve vize konusunda Avrupa çapında çalışmaları bulunan European Citizens Action Service (ECAS) isimli sivil toplum kuruluşuyla, geçtiğimiz yılın son aylarında ''vize Şikâyet Hattı' projesini başlattıklarını kaydetti. Bu proje ile vize konusunda yaşanan sıkıntının boyutunu, gerçekçi, somut verilerle desteklenmiş güçlü ve tutarlı gerekçeler ile ortaya koymayı amaçladıklarını söyleyen Hisarcıklıoğlu, vatandaşlar arasında vize konusunda şikâyetlerin çok yaygın olmasına rağmen, bunların kayda geçirilip kategorize edilmesi bakımından eksiklikler bulunduğunu anlattı.
Bu konuda neyin, kime şikâyet edileceğinin dahi bilinmediğine vurgu yapan Hisarcıklıoğlu, vizede somut mağduriyet örneklerine ihtiyaç bulunduğunu söz konusu projenin bu eksikliği gidermek üzere planlandığını söyledi. İlk aşamada, vatandaşların vize başvurularında karşılaştıkları sorunları, sistematik ve kategorik bir biçimde derleyip raporladıklarını belirten Hisarcıklıoğlu, bu konuda yaşanan sorunları Avrupa Birliği'nde ve Türkiye'de uygulamadan sorumlu makamlara ve karar alıcılara ileteceklerini kaydetti.
-PROJE NASIL UYGULANDI-
Hisarcıklıoğlu, projenin uygulanması sürecinde, Nisan 2009 tarihinde sınırlı bir hedef kitleye yönelik bir ön anket çalışması yapıldığını, bu ön anket çalışmasında, oda, borsa, üniversite ve barolar başta olmak üzere 111 farklı kuruma bin 500'ün üzerinde anket formu gönderildiğini, ön anket çalışması sonrasında, ''vize şikâyet hattı'' projesini uygulamaya başladıklarını kaydetti. Proje çerçevesinde oluşturulan telefon hatları ve e-posta adresiyle, 17 Kasım 2009 tarihinde çalışmaya başladıklarını ve 18 Ocak 2010 tarihinde uygulama sürecinin sona erdiğini belirten Hisarcıklıoğlu, şikayet hattının açık olduğu 2 ay süresince, ''vize şikâyet hattı''na telefon, e-posta, faks ve posta yolu ile 944 başvuru ulaştığını, projeyle Türkiye'nin farklı bölgelerdeki 52 ilden, her meslek grubundan ve her yaştan başvuru olduğunu ifade etti. Hisarcıklıoğlu şunları kaydetti:
''Çalışmamızı somut ve gerçekçi bir zemine oturtabilmek amacıyla, başvuru sahibinin profilinden, iletilen şikâyete konu olan vize başvurusunun türüne, zamanına ve sonucuna kadar birçok veriyi toplamaya çalıştık.
Elde ettiğimiz sonuç ise, başta iş dünyamız olmak üzere, akademisyenler, doktorlar, öğrenciler, ev hanımları ve genel olarak Türk vatandaşları, vize alma sürecinin neredeyse tüm aşamalarında çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyorlar. Bu şikayetleri raporumuzda sekiz ana başlık altında grupladık ve örnekleri ile kamuoyunun dikkatine sunduk.
Elbette ki 'vize şikayet hattı' projesinde öne çıkan bazı bulgular var. Şikayetler tüm Avrupa ülkelerini kapsamaktadır. Doğal olarak, vize müracaatının en çok yapıldığı ülkeler, en çok şikayet edilen ülkeler olarak ortaya çıkmıştır. Bunlar arasında, Almanya, Fransa ve İngiltere ilk sırada yer alıyor.''
vize Şikayet Hattı'na gelen şikâyetlerden bazılarını da örnekleriyle anlatan Hisarcıklıoğlu, projenin bundan sonraki ayağının ise yakın zamanda Brüksel'de gerçekleştirecekleri toplantının oluşturacağını kaydetti.
-İKV BAŞKANI KABAALİOĞLU-
İKV Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu da, konuşmasında kendisini kaşını, gözünü çatarak dinleyen yabancı temsilcilere seslendiğini belirterek, Türkiye AB ortaklık anlaşması ve katma protokol yanında ortaklık konseyi kararlarının en üst düzeyde hukuk sistemi olduğuna işaret ederek, ''Sizin Komisyonda veya Konseyde alacağınız Shengen düzenlemelerinin Türk Ortaklık Anlaşmasına uygun olması şarttır. O bakımdan Shengen düzenlemeleriniz eğer ortaklık anlaşmasını ihlal ediyorsa bunu da bir zahmet hukuka saygınız varsa kaldırmanız gerekir'' dedi.
Toplantıya katılan European Citizen Action Service (ECAŞ) Başkanı Tony Venables de AB'nin Türklere uyguladığı vize şartını kaldırması halinde Türk kamuoyunun AB'ye bakışında çok büyük farklılık olacağını, bu konuda gerçekleştirilecek iyileşmenin Türkiye ile AB arasında büyük bir iyileşmeyi de beraberinde getireceğine vurgu yaptı. Kaynak: Lifeinbursa.com
|