| başbakan Erdoğan'ın '100 bin kaçak Ermeni'yi göndeririz' sözüne başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bakanlar Hayati Yazıcı, Sadullah Ergin, Recep Akdağ'dan yorum yok.
başbakan Erdoğan Ermeni Soykırım Tasarılarına tepki olarak, '100 bin kaçak Ermeni'ye 'hadi memleketinize' deriz' tehdidine ilişkin tartışma sürerken, hükümet üyeleri Erdoğan'la karşı karşıya gelmemek için 'suskun' kalmayı seçti. AKP'lilere göre başbakan'ın söylemi 'ırkçılık ve tehcir' değil, 'baskı unsuru' olarak değerlendirilmeli.
Soykırım iddialarına ilişkin tasarıların ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu ile İsveç'te kabul edilmesi nedeniyle başbakan Tayyip Erdoğan, Londra'da 'Türkiye'deki kaçak Ermenilerin ülkelerine gönderebileceğini' açıkladı. CHP'li Canan Arıtman'ın ardından Erdoğan'ın da soykırım tasarılarına karşı böyle bir öneriyi gündeme taşıması ise tartışma yarattı.
'Ayak üstü olmaz'
Radikal'in konuya ilişkin sorularını başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Hayati Yazıcı, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Sağlık Bakanı Recep Akdağ yanıtlamak istemedi. Bakanlar, soruları 'daha sonra değerlendiririz', 'ayak üstü olmaz' diyerek geri çevirdi.
TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, Türkiye'de çok sayıda kaçak göçmen olduğunu ve bulunma nedenlerinin farklı olduğunu vurgulayarak, 'Bu insanları geri göndermek çare değildir, gidecekler geri gelecekler. Zaten bir kısmı öyle yapıyor, çalışma izni alamadıkları için sık sık Türkiye'ye giriş çıkış yapmak zorunda kalıyorlar. Demek ki bu çözüm değil. Bunlarla ilgili bir düzenleme yapılması lazım. Ben bunu ayırmıyorum, Türkiye'ye gelen bir Moldavyalı ile Ermeni vatandaşı arasında fark görmüyorum' dedi. Üskül, başbakan'ın yaklaşımının 'ırkçılık' olarak değerlendirilmesine ilişkin de şöyle konuştu:
'Irkçılık değil baskı unsuru'
'Bu yaklaşımın ırkçı bir yaklaşım olduğunu söylemek çok zor. Çünkü bizim ülkemizde yaşayan Ermeni yurttaşlarımız var. Ermeni oldukları için onlara özel farklı bir tavır gösterilmiyor, uygulanmıyor. En azından onlara eşit yurttaşlık haklarını kullanabilmelerinin olanakları sağlanmaya çalışılıyor, tam olarak sağlanamamış bile olsa da. Dolayısıyla ırkçı bir yaklaşım dediğiniz anda, aynı ırktan olan insanların tamamına yönelik bir tavrın var olması gerekir. Bu tabii Ermenistan devletini aradaki sorunları çözme konusunda biraz zorlamak amacıyla, bir baskı yapmak amacıyla yapılmış bir açıklama olabilir. Ama ırkçı ya da tehciri kabul etmiyorum. Ben başbakanımızın bunu böyle yapacağını ifade ettiğini de düşünmüyorum. Bir olasılık olarak ortaya koydu yanılmıyorsam. Ermenistan üzerinde bir baskı yaratmayı amaçlıyor olabilir, tehcir ya da ırkçı bir yaklaşım olarak değerlendirilemez.'
TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi AKP'li Necip Taylan ise böyle bir önerinin yaratabileceği sıkıntılara dikkat çekti. Taylan, 'Benim kanaatim böyle bir öneri, düşünce çok özel ilişkiler içinde söylenmesi uygun olabilir belki ama, pek çok insan tedirgin oldu. Bundan bizim vatandaşlarımız da tedirgin olabilir' dedi. Taylan, bazı çevrelerde bu önerinin 'ırkçılık' olarak değerlendirildiğinin anımsatılması üzerine de şöyle konuştu:
Ya Almanya'daki Türkler
'Bence siyaseten sıkıntı çıkarabilecek birşeydir, spekülasyona müsait bir konudur. Ermenistan'ın durumu belli, pek çok aile burada kaçak çalışanların paralarıyla geçiniyor. Ciddi sıkıntı doğurur. Mesela Almanya'da bir karar çıksa', kaçakları atıyoruz' dese bizi de bu sıkıntıyı sokar. başbakan'ın hangi bağlamda söylediğini bilmiyorum. Ama genel anlamda bu yaklaşımı yanlış buluyorum. Bütün dünyada her ülkede böyle kaçak çalışanlar var. Yunanistan'da da Rusya'da da ABD'de de var. Bunlar dünyanın sorunu. Böyle birşey bütün ülkelerdeki kaçakları da vatandaş olmayanları da da rahatsız eder. Sadece bize mahsus değil ki bu, az çok her tarafta var. Bu söylemde belki şöyle bir mulâhaza olabilir burada. Bunu bir nevi baskı unsuru olarak kullanmak acaba uygun mu? Yani 'siz de diasporaya sahip çıkmayın, siz de kendi devletinize ve diasporaya karşı takının' anlamına söylenmiş bir söz ise bayağı yumuşar, ama her ne olursa olsun biraz bu işi dikkatle karşılamak lazım, sıkıntı çıkabilir tabi.'
BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, söz konusu açıklamayı 'ayrımcı ve ırkçı bir yaklaşım' olarak niteledi. Birdal, 'Tam da ayrımcılığa karşı eşitlik kurumunun oluşturulması bugünlerde getirilecekken, büyük bir talihsiz görüş. 1915 ruhu yeniden mi canlanıyor diye insan kaygı duyuyor. Bunu bir tehdit olarak bir şantaj olarak kullanılması Ermeni emekçileri ve insanlar üzerinden gerçekten çok tehlikeli. Yani 100 değil 10 bin dolaylarında emekçi çalışan yüzde 90 kadın ve üniversite mezunu. İş, ekmek için buradalar. Bir kişi bile olsa onun iradesine karşın sınır dışı bırakılacak olması çok vahim. O nedenle büyük bir talihsizlik, özellikle açılımdan sıkça söz edildiği günlere rastlaması, bence açılım bir bütündür ve insan haklarına hukuka bağlılıktır, azınlıklara ve onların haklarına saygı göstermektir' diye konuştu.
Arıtman-Erdoğan işbirliği
BDP İstanbul Miletvekili Ufuk Uras da, AKP'nin mızrağının yine çuvala sağmadığını belirterek, 'başbakan'ın ifadeleri 21. Yüzyıl tehciri anlayışıdır' dedi. Ermeni göçmen emekçilerinin sayıları kaç olursa olsun, bu ülkeden sürme tehdidinin ne siyasal olarak ne de insani açıdan kabul edilemeyeceğini kaydeden Uras, şunları belirtti:
'Avrupa'da yaşayan Türkiyeli göçmenlere yönelik bu tür ifadeleri 'yabancı düşmanlığı' veya 'ırkçılık' olarak adlandırırken, Türkiye'deki göçmenlerle ilgili bu tür ifadeleri kabullenmek mümkün değildir. 2010 yılında, yeni bir tehcir anlayışına izin verilemez. Avrupa'daki ırkçı ve yabancı düşmanı partilerin ifadelerini kullanmakla Avrupalı da olunmaz. CHP'li Arıtman'ın zihniyeti ile başbakan Erdoğan'ın zihniyetindeki ortaklaşma, Türkiye'de demokrasi anlayışının ne kadar yetersiz ve geri bir zeminde bulunduğunu gösteriyor. Önce iktidarla muhalefetin biraz olsun demokratlaşması gerekiyor.' Kaynak: Lifeinbursa.com
|